İ - K . KÖYLERİMİZ

  • SAYFAYA DÖN
  • ZİLE ' NİN SİTELERİ
İĞDİR

İlçenin batısında bulunan İğdir Köyü, Karşıpmar, İmirdolu, Koçaş, Büyüközlü, Kazıklı, Eskiderbent ve Ağılcık köyleri ile komşudur. Köyün kuzey tarafı dağlık (ormanlık) güney tarafı ise ovadır. Köye ilk yerleşenlerin Karasoy ailelerinin ileri gelenlerinden Emin Kahya ve ailesi olduğu söylenmektedir. Köy yerin ilk gelenlerin "Burası iyidir" diyerek buraya yerleştikleri zamanla "İyidir" sözünün "İğdir" olarak değiştiği sanılmaktadır. Önceleri nahiye olan İğdir daha sonra idari yönden değişikliğe uğramış, nahiyelerin kaldırılması ile muhtarlığa dönüşmüştür. İlçeye 32 km uzaklıkta bulunan köy yolunun tamamı asfalt olup, ulaşım sorunu bulunmamaktadır. 120 haneden ibaret olan köyün, geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. Büyük bir bölümü kaynak ve dere sularından sulanan arazisinde, buğday, arpa, şeker pancarı, nohut, mercimek, fiğ, soğan ve ayçiçeği üretilmektedir. Köyde 300 büyükbaş, 400 küçükbaş hayvan mevcuttur. Son yıllarda fenni usûllerle arıcılık yapanlara da rastlanılmaktadır. Köyde 40 traktör vardır. Köydeki nüfus azalmasının nedenleri arasında köyden kente göçün yanısıra nüfus planlamasının etkili olduğu belirtilmektedir. İğdir'de eğitim-öğretim 1912 yılından beri sürdürülmektedir. Cumhuriyet Döneminde yeni okul açılmış şimdiki ilkokul binası 1957 yılında yapılmıştır. Köyde bir de ortaokul mevcuttur. Köyün ilkokulunda 58 öğrenci, ortaokulunda 38 öğrenci öğrenim görmektedir. Okuma-yazma oranı % 85'dir. Yüksek öğrenim gören kişi sayısı diğer köylere göre daha yüksektir. Günlük gazete okuyanlara rastlanılmaktadır. 1977 yılında yapılan sağlık ocağında halen bir doktor bir ebe hemşire görev yapmakta olup, çevre köylere de hizmet vermektedir. Nüfus planlaması yapılan köyde hastalık halinde tıbbi yöntemlere başvurulur. Köyde, okulu, camii, sağlık ocağı ve Tarım Kredi Kooperatifi bulunur. Köyde bulunan kaya mezarları köyün geçmişte önemli bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Köyün kuzeyindeki kaynak suyunun çıktığı yere GÖZE denilmektedir. Çam ağaçlarının bulunduğu yerden çıkan su ılıktır. Efsaneye göre köyden biri bu suyun çıktığı yerde bir kıza rastlıyor ve kızı yakalıyarak evine getiriyor. Kızın bırakılması için yalvarması üzerine köylü bu kızı bulduğu yere geri götürüyor. Kız Göze denen suyun içine atlayıp kayboluyor. Bir kaç dakika sonra suyun içi kan oluyor. Efsaneye göre cin veya peri kabilesi bu kızı artık kabul etmiyor ve sen insanoğlu ile beraber oldun diye kızı öldürüyorlar. Bu olaydan sonra Göze denen bu yer halk tarafından ziyeret edilmektedir. Kan davası ve kız kaçırma olayına rastlanılmayan köyde akraba evliliği yapıldığı halde, akraba ilişkileri çok zayıftır.

İMİRTOLU

Adını buraya ilk yerleşen ailenin reisi imir Koca'dan alan İmirdolu Köyünün kuruluş tarihi tam olarak bilinmemektedir. İğdir, Koçaş, Büyük Bultu ve Karacaören'e komşu olan köyün ilçeye uzaklığı 35 km. olup, rakım 755 m. dir. 121 haneden ibaret olan köyde, tarım ve hayvancılıkla uğraşılan, köyün 2000 dekarı kıraç, 1000 dekarı sulak arazisinde, buğday, arpa, nohut, mercimek, fiğ, şeker pancarı yetiştirilmektedir. Traktör sayısı 35 olan köyde 600 büyükbaş, 1500 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Eğitime 1962 yılında başlanan köyde okur-yazar oranı % 75'dir. Köy konağı ve sağlıkevi bulunmayan köyde halk sağlık sorunlarını İğdir Sağlık Ocağında çözümlemektedir. Coştu, Bircivan, Çatalarmut isimli ziyaretleri bulunan köyün yayla ve mezrası bulunmamaktadır. Köyde Kıbrıs Barış Harekatına katılan 3 kişi mevcuttur.

KARABALÇIK

İlçenin güney doğusunda bulunan Karabalçık Köyü, Göçenli, Çamdere köyleri ile komşu olup Zile-Artova sınırındadır. Asfalt olan Zile-Artova kara yolunun geçtiği vadinin kuzey yamacında bulunan köyün ilçeye uzaklığı 40 km. olup, yolun 2 km.si stabilizedir. Köyün kuzey yamacı ormana dayanır. Bektaş Yaylası ve Yağmur Dede isimli yaylaları bulunan köyün rakımı 1100 m. dir. Köyün 2 km. yakınında Sam-sun-Sivas demiyolu istasyonu vardır. Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemesine rağmen 250 yıl önce Sivas'ın aynı ismi taşıyan Karabalçık Köyünden geçim zorluğu nedeniyle birkaç ailenin buraya gelerek yerleştikleri, bu yere geldikleri köyün ismini veren bu ailelere sonradan Kütahya dolaylarından gelen birkaç ailenin daha katıldığı söylenmektedir. 60 haneden ibaret olan köyde, eğitim ve öğretime 1963 yılında Devlet tarafından yapılan 2 derslikli 1 lojmanlı okulda başlanmış, 1985 yılında 1 lojman daha ilave edilmiştir, köyde okuma-yazma oranı %80'dir. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanır. Büyük bölümü meyilli olan 3000 dekar köy arazisinin 200 dekarı havuzlardan sulanmaktadır. Kıraç olan köy arazisinde arpa, buğday, nohut, fiğ, mercimek, fasulye ve şeker pancarı yetiştirilmektedir. 20 traktör bulunan köyde tarımda halen karasaban kullanılmaktadır. 1250 büyükbaş, 2000 küçükbaş hayvan bulunan köyde arıcılık yapan üç aile vardır. Nüfus planlaması olmayan köyde kadınların yaklaşık yarısı başağrısından şikayetçidir. Son yıllarda ölenlerin çoğunun ölüm nedeni kanserdir. Sağlık sorunları Zile, Turhal ve Artova'da çözümlenmektedir. Genelde kerpiç olan köy evlerinde; yaygın olmamakla birlikte üzellik, boynuz, kemik ve delikli taş asanların yanısıra, bereket işareti olarak buğday başağı asanlara da rastlanılmaktadır. Köyün kızları ticari amacı olmayan oya, nakış, dantel örerler, ilkel tezgahlarda, kilim benzeri cicim dokurlar. Çevrede yetişen madımak, kuskus, kıncır, ebegümeci, sirken, kuzukulağı, teke sakalı, kızılca, mantar ve efelikten çeşitli yemekler yapılır. Düğünlerde köy halkına danışık yemeği denilen bir yemek verilir. Damat uygun bir meydana oturtulup damada hediyeler verilir. Bunada saçınlık denir. Kına yakılır. Çeşitli oyunlar oynanır. Perşembe günü başlayan düğün pazar günü sona erer. Kız kaçırma olayına rastlanılmayan ve akraba evliliği görülen köyde birden fazla evlilik yoktur. Çocuklara genellikle Ali, Hasan, Hüseyin, Mustafa gibi isimler sıkça konur. Köyün kurucularından Ali Kahyalar denilen sülalenin dedelerinin; mezarının olduğu yerin yağmur ocağı olduğu söylenir. Bu nedenle buraya Yağmur Dede denilmektedir.

KARACAÖREN


Köyün asıl ismi Karacaveren iken, zamanla Karacaören'e dönüştüğü sanılmaktadır. İlçenin batısında yer alan Karacaören köyü, Karşıpınar, Ağılcık, Kozluca, Kuzualan köyleri ile komşudur. 300 yıl önce Etçi Hasan, Abdullah Kahya ve Karaca Paşa isimli şahıslar tarafından kurulduğu söylenmektedir, ilçeye 39 km. mesafede olan köyün İğdir'den sonraki bölümünde ulaşım kış aylarında güçlükle sağlanmaktadır.204 haneden ibaret olan köyde 1087 kişi yaşamaktadır. Okur-yazar oranı % 85'dir. Eğitime 1962 yılında Devlet tarafından yaptırılan bir binada başlanmıştır. 1987 yılında ise yine Devlet tarafından 10 derslikli yeni bir ilkokul yaptırılmış, halen 189 öğrenci bulunmaktadır. Tamamı kıraç olan 3000 dekar arazide buğday, arpa, mercimek, nohut yetiştirilen köyde, 600 büyükbaş, 150 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Hasat mevsimi dışında mevsimlik işçi olarak çevre il ve ilçelerde çalışan pek çok kişi vardır. Okulu olan köyde, katılım oranı az olan halıcılık kursu da faaliyettedir. Köy kadınları "Arapkiri" ismini verdikleri üçpeşli bir entari giymektedirler. Akraba evliliği yaygın olan köyde kız isteme adeta yoktur. Evlenme çağına gelen genç kızlar beğendiği erkeğe kaçarlar ve bilahare nikah ve düğün yapılır. Köyde birden fazla evlilik ve kan davasına rastlanmaz. Köyde on tane özürlü kişi vardır.

KARAKAYA


İlçenin kuzeyinde yer alan Karakaya Köyü, Elik-tekke, Kervansaray, Yayla-yolu, Derebaşı, Sofular köyleri ile komşudur, ilçeye uzaklığı 29 km. dir. Köyün, 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrası Kars, Artvin, Ardanuç ve Erzincan'dan gelen aileler tarafından kurulduğu söylenmektedir. Karakaya Köyünün yerleşim yeri dağlık ve ormanlıktır. Köy yakınlarındaki çamlık denilen mevkiindeki çamlar tarla açma nedeniyle yok olmak üzeredir.72 haneden ibaret olan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyde, arazinin tamamı kıraçtır. Köyde 800 büyükbaş, 300 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Köyde eğitim ve öğretime 1963 yılında başlanmış, köyde 1967 yılında yapılan okula 1986 yılında Devlet tarafından 2 derslik ve 2 lojman ilave edilmiştir. Halen okulunda 68 öğrenci bulunan köyde, okuma yazma oranı % 81'dir. Köy yakınların da bulunan linyit kömürü yatakları bir ara işletmeye açılmışsa da şu anda çalıştırılmamaktadır. Köy yakınlarında buluna kömür ocağı da dönem dönem faaliyete geçmektedir.

KARAKUZU


İlçenin güneyinde yer alan Karakuzu Köyü, Binbaşıoğlu, Belpınar, Yeniderbent köyleri ile Yıldıztepe ve Evrenköy kasabalarına komşudur. Köyün adının Bizanslılardan kalma Enneput denilen bir kiliseden geldiği söylenmektedir. Daha sonra Ernevadi ve Ernebadi isimleri kullanılmış, 1962 yılında bugünkü ismi olan Karakuzu adı verilerek köyün adı Türkçeleştirilmiştir. Yüzbaşıoğulları, Kucurlar, Kara-müftüler ve Karslılarm köye ilk yerleşen aileler olduğu söylenmektedir. Karakuzu Köyü, Samsun-Sivas demiryolu üzerinde Zile-Artova karayolunun hemen yakınındadır. İlçeye uzaklığı 22 km olan köyün, Alaca adlı bir mezrası bulunmakta olup, rakımı 700 m.dir. 150 haneden ibaret olan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyde yaylacılık yapan 35, besicilik yapan 15 aile bulunmaktadır. Köyün 1500 dekarı sulak, 6000 dekarı kıraç arazisinde buğday, arpa, nohut, mercimek, ayçiçeği, şeker pancarı ve soğan yetiştirilmektedir. Eğitim-öğretimin 1957 yılında başladığı köye okul binasının yetersizliği nedeniyle 1987 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 8 derslikli 4 lojmanlı okul yapılmıştır. Halen 125 öğrenci mevcuttur. Okur-yazar oranı % 81'dir. Yüksek öğrenim yapanların sayısı fazla olan köyde okuyup savcı, dekan, mühendis, öğretmen ve memur olan kişiler bulunmaktadır. 1976 yılında imar ve İskan Bakanlığı tarafından yapılan köy konağı bugün toplantı ve düğün salonu olarak kullanılmaktadır. Eski okulu onarılarak sağlık ocağına dönüştürülen köyün okulu, elektriği, telefonu ve şebeke sistemli suyu bulunmaktadır. Halk arasında Çağlayan olarak bilinen şelale yakınındaki mağara da dilek tutulur ve buraya para atılır. Islatılarak atılan bez parçası mağaranın duvarına yapışırsa dileğin gerçekleşeceğine inanılır. Köyün içerisindeki Hu Dede evliyasının bayrak ve sancağı bulunmaktadır. Yağmur duasına çıkılır. Sancak suyun içerisine bırakılır. Şayet sancak suda kendiliğinden açılırsa yağmur yağacağına inanılır. Önceden köyde yaygın olan cirit ve güreş unutulmaya yüz tutmuştur. Türkiye şampiyonu milli güreşçilerimizden Mustafa SEVER bu köydedenir.

KARAŞEYH

Malazgirt Zaferinin kazanılmasından sonra; Orta Asya'dan Anadolu'ya başlayan göç ile Oğuzların Bayat boyuna bağlı Türklerin bir bölümünün bu yörelere geldiği, söylenmektedir. XI. Yüzyılda yöreye gelen Türkmenler beğendikleri bu yaylaya yerleşmişler, boylarının isminden dolayı, yurt edindikleri bu yere Bayat denildiği sanılmaktadır. Yıllar sonra bugün Evliya Pınarı denilen yere göç edenlerin arasında Şeyh Nusrettin, Çeltek Baba, Şıheylik Babanın kardeşi olduğu söylenen ve asıl adı Kara Yakup olan sonradan, Kara Şeyh adı ile ün yapan bir alim çıkmıştır. Böylelikle Bayat adı unutulmuş, köyün adı Karaşeyh olarak değişmiştir. Zile'ye 31 km. mesafede 545 nüfuslu, 110 haneli şirin bir köy olan Karaşeyh Köyünde sulu tarım gelir kaynaklarının başına gelir. Sebzecilik ve meyveciliğin de yapıldığı köyün kıraç arazisi 250 dekar kadardır. Arazinin ortasından geçen Çekerek Irmağı Karaşeyh Köyünün can damarıdır. Okul, 1963 yılında yapılmıştır. Sonra bir derslik ve bir lojman daha eklenmiştir. Okuma-yazma oranı % 80'dir. Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan sağlık evi, sağlık hizmetlerini karşılamaktadır. Köyde, Kara Şeyh Evliyası ile ilgili olarak meşhur sözler "Kendini kurtaramayan evliyayı sel alsın" "Helle aşı, hayata, bulgur aşı bayata kadar dayanır" şeklindedir.

KARŞIPINAR

İlçenin batısında bulunan Karşıpınar Köyü, İmirdolu, İğdir, Karacaören ve Ağılcık köyleri ile komşudur. Yerleşim yeri dağlık ve ormanlık olan köyün ilçeye uzaklığı 36 km. olup, rakım 1000 m. dir. Köyün Karakocan isimli bir yaylası vardır. Adını karşısında bulunan bir çeşmeden aldığı sanılan köye ilk yerleşenlerin, Kelleciler, Asker, Karabey, Topal Hasan, Ali Ağa aileleri olduğu söylenmektedir. Önceleri İğdir nahiyesine bağlı olan köy .nahiyelerin kaldırılmasından sonra Zile'ye bağlanmıştır. Ulaşım traktörlerle sağlanmaktadır. 154 haneden ibaret olan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayalı olan köyde; 500 büyükbaş, 250 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Tamamı kıraç olan arazide arpa, buğday, nohut, mercimek ve fiğ üretilmektedir. 1990 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan okulda, 5 derslik 2 lojmanda bulunmaktadır. Okur-yazar oranı % 70'dir. Guatr hastalığı yaygın plan Karşıpmar'da halk, sağlığı sorunlarını iğdir Sağlık Ocağına ve ilçeye giderek çözümler. Köy evleri genel olarak kerpiçtendir. Kadınlar saya, gödek bağı, saç bağı, şal, önlük, üç-peş denilen yöresel kıyafetler giyerler. Nüfus planlamasına uyanların sayısı oldukça azdır. Köy halkına göre çiftçilik kutsal sayılır. Musa Peygamberin çobanın piri olduğuna inanılır. Köyde çocuklara Bektaş, Ali, Cuma, Gönül, Çiçek, Kiraz, Adeli, Endam gibi isimler sık konulmaktadır. Halk arasında kavak yaprağınmın tepeden dökülmesi kışın sert geçeceğinin işareti olarak değerlendirilir. Köyde kız kaçırma olayları çok yaygındır. Sık ağaçlarla kaplı olan köy mezarlığındaki mezarlar yapılışı ve istemeleriyle dikkati çekmektedirler.

KARŞIYAKA

İlçenin güneybatısında bulunan Karşıyaka Köyü; Taşkırın, Yeşilce, Reşadiye köyleri ve Yalınyazı kasaba-sıyla komşudur. Köyün asıl ismi Elarap iken, 1963 yılında Akçakeçe olmuştur. Ancak ilçemizin Akçakeçili köyü ile isim benzerliğinden dolayı karışıklığa neden olduğu için ismi Karşıyaka olarak değiştirilmiştir. Elarap ismi buraya ilk yerleşenlerden olan Arap Dededen geldiği, sonra, köyün birkaç km. güneyde Asarcuk denilen mevkiye taşındığı, daha sonra da Bektaşoğlu, Bayram-oğlu, Mollaoğlu ve Kahyalar ailelerinin bugünkü köyün bulunduğu yere yerleştikleri söylenmektedir. Köy, üç km. si stabilize kalanı asfalt 35 km.lik yolla ilçeye bağlanmıştır. 95 hanesi olan köyde, okuma-yazma oranı % 90'dır. 1952 yılında Devlet-Vatandaş işbirliğiyle inşa edilen okula 1964 ve 1970 yıllarında iki derslikli bir ilave daha yapılmıştır. Köyde 400 küçükbaş, 200 büyükbaş hayvan mevcuttur. Arıcılık önemli ölçüde yapılmamaktadır. Tamamı kıraç 8000 dekar arazide buğday, arpa, mercimek, nohut gibi ürünler yetiştirilmektedir. Hasat mevsimi dışında mevsimlik işçi olarak çevre il ve ilçelere giden pekçok kişi vardır. Üfürükçü ve muskacılara inanılmayan köyde, sağlık sorunları köye en yakın sağlık ocaklarında ve ilçede çözümlenmektedir. Akrabalık ilişkileri ve yardımlaşma kuvvetli dir. Birden fazla evlilik, kız kaçırma, kan davası olaylarına rastlanmaz. Komşu köylerle herhangi bir anlaşmazlığı olmayan köy halkından hapiste yatan bulunmamaktadır. Çiftçinin medet umduğu tabiat üstü inanışlar yoktur. Köyde Alipınarı mevkiinde birziyaret yeri vardır. Ulu bir kişinin bir taşı düzleyip burada namaz kıldığına inanılır, burası ziyaret edilerek ziyaretçiler tarafından adak kurbanları kesilir. İlçenin güneybatısında bulunan Karşıyaka Köyü; Taşkırın, Yeşilce, Reşadiye köyleri ve Yalınyazı kasaba-sıyla komşudur. Köyün asıl ismi Elarap iken, 1963 yılında Akçakeçe olmuştur. Ancak ilçemizin Akçakeçili köyü ile isim benzerliğinden dolayı karışıklığa neden olduğu için ismi Karşıyaka olarak değiştirilmiştir. Elarap ismi buraya ilk yerleşenlerden olan Arap Dededen geldiği, sonra, köyün birkaç km. güneyde Asarcuk denilen mevkiye taşındığı, daha sonra da Bektaşoğlu, Bayram-oğlu, Mollaoğlu ve Kahyalar ailelerinin bugünkü köyün bulunduğu yere yerleştikleri söylenmektedir. Köy, üç km. si stabilize kalanı asfalt 35 km.lik yolla ilçeye bağlanmıştır. 95 hanesi olan köyde, okuma-yazma oranı % 90'dır. 1952 yılında Devlet-Vatandaş işbirliğiyle inşa edilen okula 1964 ve 1970 yıllarında iki derslikli bir ilave daha yapılmıştır. Köyde 400 küçükbaş, 200 büyükbaş hayvan mevcuttur. Arıcılık önemli ölçüde yapılmamaktadır. Tamamı kıraç 8000 dekar arazide buğday, arpa, mercimek, nohut gibi ürünler yetiştirilmektedir. Hasat mevsimi dışında mevsimlik işçi olarak çevre il ve ilçelere giden pekçok kişi vardır. Üfürükçü ve muskacılara inanılmayan köyde, sağlık sorunları köye en yakın sağlık ocaklarında ve ilçede çözümlenmektedir. Akrabalık ilişkileri ve yardımlaşma kuvvetli dir. Birden fazla evlilik, kız kaçırma, kan davası olaylarına rastlanmaz. Komşu köylerle herhangi bir anlaşmazlığı olmayan köy halkından hapiste yatan bulunmamaktadır. Çiftçinin medet umduğu tabiat üstü inanışlar yoktur. Köyde Alipınarı mevkiinde birziyaret yeri vardır. Ulu bir kişinin bir taşı düzleyip burada namaz kıldığına inanılır, burası ziyaret edilerek ziyaretçiler tarafından adak kurbanları kesilir.

KAZIKLI

İğdir, Eskiderbent ve Büyüközlü köyleri ile komşu olan Kazıklı Köyü; ilçenin güney batısında olup, ilçeye 24 km. mesafededir. 1877 Os-manlı-Rus Savaşında Kafkasya'nın Abhaza Muhtar Cumhuriyetinin Altıkeser şehrinden göç eden köy halkı önce Samsun'a oradan İstanbul'a sonradan tekrar Anadolu'ya dönerek Büyüközlü Köyü'nün bulunduğu yere yerleşmişlerdir. Buranın bataklık olması ve sivri sineğin bol olmasından rahatsız olan köy halkı kuzeye doğru giderek İğdir Köyünün arasizine zorla yerleşmişlerdir. İki köy arasında çıkan anlaşmazlığı zamanın kadısı giderememiştir. Rivayete göre; halk olay yerine gelen kadıyı, kazıklarla kovalayarak işgal ettikleri toprakların etrafına kazıklar dikmişler bir daha da bu yeri terk etmemişlerdir. Bu olaydan esinlenerek köye, Kazıklı ismi verildiği ve köye ilk yerleşenlerin de Kılıç ailesi olduğu söylenmekte bu nedenle halk arasında, köye Kılıçkıt da denilmektedir. Köyün Karı köyü isimli bir de mezrası vardır. Köy aşağı ve yukarı mahallelerden oluşmuştur.35 haneden ibaret olan köyde, 2000 dekarı sulu, 1500 dekarı kıraç olan köyün arazisinde yöre bitkilerinden; şeker pancarı, arpa, buğday, fiğ yetiştirilmektedir. Köy arazisi 1987 yılında Köy Hizmetleri tarafından yapılan göletten sulanmaktadır. 300 küçükbaş, 150 büyükbaş hayvan mevcuttur. Arıcılık yanında son yıllarda seracılıkta yapılmaktadır. Köy halkının bir kısmı mevsimlik işçi olarak komşu il ve ilçelere gitmektedir. Eğitim-öğretim 1942 yılında 2 derslikli okulda başlamıştır. 1984 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile tek derslikli bir okul yapılmıştır. Lojmanı aynı bina içindedir. Karı Köyü mezrasından gelen öğrencilerle birlikte 22 öğrencisi bulunmakta olup, köyde okuma-yazma oranı % 90'dır. Köyde mamısra, hampal, kamatıh isimli yemekler yapılmaktadır. Düğünlerde mızıka ve akardiyon ile Şeyh Şamil, kafe, pizola ve çeçen isimli Kafkas kökenli (kız ve erkekli gruplarla) halk oyunları oynanmaktadır.


KEPEZ

Eskiden yörede su değirmenlerinin bol olması ve dolayısıyle buğday kepeğinin çokluğundan, köyün bu isimle anıldığı tahmin edilmektedir. Bir rivayete göre köyün Batı Trakya göçmen-lerince kurulduğu söylenmektedir, ilçeye 10 km. mesafede olan Kepez; Palanlı, Ak-güller, Yalnızköy, Çayır ve Saraç köyleri ile komşudur. 30 hane olan köyde, okuma-yazma oranı % 80'dir. Tamamı kıraç 2000 dekar arazide buğday, arpa ve baklagiller yetiştirilmektedir. 200 büyükbaş, 250 küçükbaş hayvan mevcuttur. Tarım arazisinin verimsiz olmasından dolayı arıcılık, tavukçuluk ve hayvan besiciliği de yapılmaktadır. Köyün kuzeyinde bulunan ve çevreye hakim olan tepede ŞEYH AHMET isminde tanınmış bir zatın mezarı vardır. Asırlık çam ağaçlarının bulunduğu bu yer, kurban adayanlar ve pikniğe gelenler tarafından ziyaret edilmektedir. Yaşlanmış ve devrilmiş ağaçların yerinde yakılmasının sakıncası olmadığı halde, geri dönerken bir çöpün dahi götürülmesinin felakete yol açacağına inanılmaktadır. 1991 yılında İlçe Kaymakamı Mehmet YILMAZ tarafından, bozuk olan Şeyh Ahmet yolu ıslah ettirilerek, çevreye bol miktarda çam fidanı diktirilmiştir. Ayrıca ziyaret mahalline çocuk parkı, havuz gibi sosyal tesisler yaptırılmıştır

KERVANSARAY

İlçenin kuzeyinde Zile-Terziköy karayolu üzerinde bulunan köy, Yaylayolu, Karakaya, Akyazı ve Eliktekke'si köyleri ile komşudur, ilçeye uzaklığı 20 km. olan köyün yolu asfalt olup, rakımı 850 m.dir. Gelip geçen kervanların köy yakınlarında bulunan hanlarda konaklamaları sebebiyle bu köye Kervansaray ismi verildiği söylenmektedir. Ancak bugün herhangi bir han kalıntısına rastlanmamıştır. Abduroğulları ve Budaloğulları aileleri tarafından kurulduğu söylenen köyün; Kazulcuk ve Davultaşı isimli iki yaylası vardır. 240 haneden mevcut olan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. Zengin yeraltı sularından yararlanıldığı takdirde 5000 dekarı sulanabilir durumda olan köy arazisinde şeker pancarı, buğday, mercimek ve nohut yetiştirilmektedir. Halen 65 traktör vardır. Sulanabilir arazinin az olması nedeniyle, köyden kentlere bilhassa İstanbul'a göç olayına rastlanmaktadır. 1000 büyükbaş, 1300 küçükbaş hayvan bulunan köyde hayvancılık yaygındır. 1927 yılından beri eğitim ve öğretim yapılan Kervansaray'da, 1965 yılında Devlet tarafından bir ilkokul binası ve 3 lojman yapılmıştır. Okulunda 154 öğrenci bulunan köyde okuma-yazma oranı % 80'dir. Köyde okumaya karşı ilgi fazladır. Köyde "Evliya" adı verilen bir ziyaret yeri vardır. Burada adak kurbanları kesilir. Bayramlarda ziyaret yapılır. Kadınlar; göynek, Tuman, üçpeşli, önlük, saçlık adı verilen günlük kıyafetler giyerler. Düğünlerde saz çalınır, semah gösterisi yapılır. Damat hamama giderken arkadaşlarının oynadığı cirit oyunu damat eve gelinceye kadar devam eder. Gelin hamamı sonrası yapılan güreşlere gelin güreşi denir. Kız evi tarafından yastık kaçırılıp bahşiş alma adetinin sürdüğü Kervansaray'da akraba evliliği devam etmekte, kız kaçırma olayları sıkça görülmektedir. Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan; sağlıkevi, okulu, 30 abonelik telefon santralı, tarım kredi kooperatifi bulunan köyde, halk içme suyu ihtiyacını umumi çeşmelerden karşılamaktadır. Köy yakınlarında mermer ocakları bulunmaktadır.

KIRLAR

İlçenin doğusunda bulunan köy; Emirören, Yeniköy, Ütük, Korucuk ve Bağlarpınarı köyleri ile komşudur. Köyün, geniş ve kıraç bir ova üzerinde kurulması nedeniyle bu adı aldığı söylenmektedir. 1890 yılında, Osman Ağa ve yakınları tarafından kurulan köyün; 1990 nüfus sayımına göre 35 hanesi, 229 nüfusu vardır. İlçeye uzaklığı 10 km olup rakım 694 metredir. Köyün ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. 6000 dekarı kıraç, 2000 dekarı sulak arazide, tarım modern usûllerle yapılmaktadır. 10 biçerdöver, 21 traktör ve iki saman makinası vardır.75 küçükbaş, 295 büyükbaş hayvan bulunmaktadır. 21 öğrencinin bulunduğu 2 derslikli ilkokul 1966 yılında yapılmıştır. Köyün okur-yazar oranı % 100'dür. Halk Eğitim Merkezi tarafından açılan çeşitli beceri kazandırma kurslarına büyük ilgi olduğu görülmektedir. 1968 yılında elektrik gelen köyün, camii, okulu, otomatik telefonu bulunmakta olup, içme suyu ihtiyacı umumi çeşme ve kuyulardan karşılanmaktadır. Her bahar yağmur duasına çıkılan köyde; Hızır İlyas'm kutsallığına ve yardıma geleceğine inanılır. Görücü usulü ile kız istemenin yanısıra, tanışarak ve anlaşarak evlenmeler de yaygındır. Köyde kız kaçırma ve kan davasına rastlanılmaz. Nüfus planlamasına uyulan köyde hastalık halinde tıbbi yöntemlere baş vurulur. Üfürükçüye ve başka yöntemlere itibar edilmez. Sağlık sorunları ilçede çözümlenmektedir.

KIZILCA

İlçenin güney batısında yer alan Kızılca Köyü, Turgutalp, Boldacı, Kozdere,Çiftlik köyleri ve Yalınyazı Kasabası ile komşudur. Köyün ne zaman kurulduğu belli olmamakla beraber burada ağalara ait çiftlikler olduğu, çiftliğe işçi ortakçı olarak gelen ailelerin buraya yerleşmeleri sonucu köyün oluştuğu ve ilk yerleşen ailelerin Bektaşoğulları, Uncuoğulları ve Ali Dostunun Mustafaoğulları olduğu söylenmektedir. Köy adını arazi topraklarının kırmızı olmasından almıştır, ilçeye uzaklığı 38 km. Olan köyün yolunun büyük bir bölümü asfalttır. Daha evvelki yerleşim yeri Ağa konağının çevresi olan köy büyük bir sel felaketi geçirmiş ve birkaç ev hariç evlerin tamamı sele gitmiştir. Bu sel felaketinden sonra, köy şimdiki yerine taşınmıştır. Batısında Orman ve Çal Dede koruluğu bulunan köyün, Kanlıçayır denen mevkii çayırlıktır. Komşu köyler arasında ölümle sonuçlanan ihtilaflara sebep olduğu için bu isimle anılmaktadır. 93 haneden ibaret olan köyde, eğitim-öğretime 1950 yılında başlanılan köye 1963 yılında Devlet tarafından 2 derslikli bir okul inşa edilmiştir, ihtiyaca cevap vermediğinden 1986 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 3 derslikli 2 lojmanlı yeni bir okul daha yapılmıştır. Köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. 2000 dekarı sulu toplam 5000 dekar arazide buğday, arpa, nohut, ayçiçeği ve şeker pancarı üretilmektedir. Tarımın modern' usullerle yapıldığı köyde 60 adet traktör vardır. Arazisi kışın akan yazın kuruyan öz ve derelerle, açılan kuyulardan sulanmaktadır. Bağcılık ileri seviyede olup, bağların üzümü ve yaprağı kalitelidir. Bağlarda meyve ağaçları yaygındır. Bağ ürünleri çeşitli yiyecek ve içecekler yapılarak değerlendirilmektedir. Arıcılık son yıllarda modern usullerle yapılmaya başlanmıştır. 950 büyükbaş, 600 küçükbaş hayvan mevcuttur, ihtiyaç için beslenen kümes hayvanı oldukça boldur.
Köyde bulunan Ay Kadın türbesinin yanı başındaki çeşme suyunda yıkanan kişilerin bazı mide rahatsızlığı hastalıklarının tedavi olacağına, Çal Dede mevkiindeki mezarın ziyareti ile de doğal afetlerden korunulacağma inanılır. Köyde nüfus planlamasına uyulmakta sağlık sorunları en yakın sağlık kuruluşu olan Yalınyazı Kasabasında çözümlenmektedir. İhtiyaç duyulursa Zile'ye de gidilmektedir. Tedavide tıbbi yöntemlere başvurulur. Evlere üzellik, başak, eski ayakkabı ve boynuz takılarak nazarlardan korunulacağma inananlara rastlanılmaktadır. Dağda çobana Hızırm yardımcı olacağına inanılır. Halk arasında çarşamba ve pazar günleri uğursuz sayılır. Baykuşun öttüğü yerden cenaze çıkacağına inanılır. Üçgün süren köy düğününde davul zurna eşliğinde karabit, kartal, hanım kızlar, nuri, çekirge ve zalimhey gibi oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Akraba evliliği yaygındır. Eskiden mevcut olan kan davasına bugün rastlanılmamaktadır. Her yıl köye gelen Hacıbektaş Dedesi küsleri barıştırıp anlaşmazlıkları çözümlemektedir. Köyde bir Kore Gazisi İhsan GÜRBÜZ isimli bir Kıbrıs Gazisi vardır.

KİREÇLİ


Kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmeyen köy; adını topraklarının çok kireçli olmasından almıştır. İlçenin kuzey doğusunda yer alan Kireçli Köyü, merkez ilçe, Emirveren, Yeniköy, Olukman ve Ede köyleri ile komşudur. 1940 yılı yıl başı gecesi meydana gelen depremde köy bir hayli zarar görmüş, 1967 yılında çıkan yangında ise camii tamamen yanmıştır. İlçeye 9 km. mesafededir. Ulaşım sorunu yoktur. 71 haneden ibaret olan köyde 1970 yılında Devlet tarafından yapılan 2 derslikli okulda halen 52 öğrenci öğrenim görmektedir. Okuryazar oranı %85 olan köyde yüksek tahsil yapanların sayısı fazladır. 200 dekarı kanallarla sulanabilen arazide şeker pancarı, ayçiçeği, başta olmak üzere, buğday, arpa ile 1000 dekar kıraç arazide mercimek, nohut, fiğ gibi bitkiler yetiştirilmektedir. 150 büyükbaş, 300 küçükbaş hayvan mevcuttur. Süt ve süt mamulü ürünleri çevrede meşhurdur. ve ulaşımının iyi olması nedeniyle, sağlıkla ilgili sorunları ilçede çözümlenmektedir. Akraba evlilikleri yok denecek kadar az olan köyde, gelin olacak genç kızın, gelin olacağı gün yaptığı banyoya "Başoğma" denmektedir. Halk eğitimi Merkezi tarafından açılan kurslara ilgi fazladır. Yukarıpınar adı verilen ziyaret yerinden alınan toprak çamur haline getirilerek insan vücudundaki çıbanlara sürüldüğünde yarayı iyileştirdiği söylenmektedir. Köyün bağları ve havuzu günübirlikçilerin uğrak yeridir.

KOÇAŞ

İlçenin batkısında bulunan Koçaş Köyü Kazıklı, Büyüközlü, Reşadiye, Eskidağiçi, imirdolu ve iğdir köyleri ile komşudur, ilk ismi Koçtaş olan köyün; bu ismi koç başına benzeyen bir taştan aldığı rivayet edilmektedir. İlçeye 3 km. si stabilize kalanı asfalt 24 km. mesafededir, içenini en eski köylerinden biri olup, Zengin Osaman diye bilinen bir ailenin ilk yerleşenler olduğu söylenmektedir. Evvelce idari yönden İğdir Nahiyesine bağlı olan köy, nahiyelerin kaldırılması ile merkez ilçeye bağlanmıştır. Küçükbultu Köyü otlakları önceleri köyün yaylası iken bugün bu mevkiiye yaylacılığa çıkılmamaktadır. 48 haneden ibaret köyde okuryazar oran ı % 98'dir. 1944 yılından beri eğitim ve öğretimin yapıldığı köye, Devlet-Vatandaş işbirliği ile 1964 yılında 2 derslikli 1 lojmanlı okul inşa edilmiştir. Sulama amaçlı bir göleti mevcut olup, 4500 dekarı sulu, 1300 dekarı kıraç arazisinde şeker pancarı, ayçiçeği, nohut, mercimek, soğan ve tahıl yetiştirilmektedir. 500 büyükbaş, 2000 küçükbaş hayvan bulunmaktadır.Biri kullanılmayan iki camii bulunan köyde, okul, sağlıkevi, otomatik telefonu, elek trik ve kanalisazyon şebekesi mevcuttur. İçme suyu 1983 yılında şebeke sistemi ile evlen dağıtılmıştır. 1938 yılında meydana gelen depremde bazı evler hasar görmüştür. Köyün kuze doğusunda Kozdere mevkiinde Romalılardan kaldığı tahmin edilen sütun ve sütun başlıklarına rastlanılmaktadır. Arpacık, Yüzükbaşı, Kıncır, Kavuk, Kızılca Tikecik ismi ile anılan bitkilerden çeşit yemekler ve Kül Gömmesi ismi verilen köye has bir ekmek yapılmaktadır. Köy çevresinde yaban ördeği, keklik, tavşan, tilki ve kara tavuk gibi av hayvanlar bolca bulunmaktadır.

KORUCUK

İlçenin güney doğusunda bulunan ve adını yanındaki koruluktan aldığı sanılan köy, Özyurt, Şeyh-nusrettin, Kırlar, Yeniköy ve ilçenin istasyon mahallesi ile komşudur. 150 yıl evvel Üsük ve Mehmet ağalar tarafından kurulduğu söylenen Korucuk Köyü ilçe merkezine 6 km. İstasyon Mahallesine ise 2 km. mesafededir. Kö> 1962 ve 1981 yıllarında uğradığı sel felaketlerinde büyük zarar görmüştür. 35 hanede köyde okuma-yazma oranı % 85'dir. İlkokuldan sonra tahsile devam edenlerin sayısı çoktur. 5000 dekar kıraç, 2000 dekar sulu arazisi bulunan köyde şeker pancarı, ayçiçeği, tahıl ve yöre bitkileri yetiştirilmektedir. 196 büyükbaş, 135 küçükbaş hayvan beslenen köyde arıcılık ve tavukçuluk azda olsa yapılmaktadır. Camii, devlet-vatandaş işbirliği ile yapılan 2 derslikli 1 lojmanlıdır. Halk arasında 600 yıl önce yapıldığı söylenen ve kutsal sayılan "Balıklı" isimli küçük bir havuzda, yakın zamana kadar balıklar yaşadığı halde, adı geçen yerin üzeri kapatıldıktan sonra bilinmeyen bir nedenle balıkların öldüğü, suyunun da kuruduğu görülmüştür. Köy halkından bir tane Kıbrıs Gazisi vardır.

KOZDERE


Anadolu'da kaynak sularının çıktığı yere "Göz" denilmesi ve köyün kurulduğu alanda da kaynak sularının çok olması nedeniyle, köyün isminin "Gözdere" olduğu sanılmaktadır. Daha sonra da Gözdere ismi, Koz-dere'ye dönüşmüştür. İlçenin güney batısında yer alan Kozdere Köyü, Boldacı, Kızılca ve Turgutalp köyleri ile komşudur. İlk yerleşenlerin 1500 yıllarında Soylular ve Sinangiller aileleri olduğu söylenmektedir, ilçeye uzaklığı 40 km. dir. 125 hane bulunan, köyde eğitim-öğretime 1960 yılında geçici binada başlanmış daha sonra 1962 yılında Devlet tarafından 3 derslikli 2 lojmanlı okul inşa edilmiştir. Halen 105 öğrenci öğrenimini sürdürmektedir. Okur-yazar oranı % 90'dır. 600 büyükbaş, 500 küçükbaş hayvan mevcuttur. Çoğunluğu kıraç olan 5000 dekar arazide yöre ürünleri yetiştirilmekte olup, az da olsa eski usullerle arıcılık yapılmaktadır. istiklal Savaşı yıllarında asiler tarafından şehit edilen Yedi Subayın mezarı köy civarında olup, "Yediler" ismi verilen bu yer, halk tarafından ziyaret edilmektedir. Gençlerin güreş sporuna karşı ilgileri çok fazladır. Çevrede tanınan Sabri ÖZENCİ, Hasan PEHLİVAN gibi isimler bu köyde yetişmiş güreşçilerdendir. Ev yapılırken temel atmada kurban kesme, ev görme adetleri yaygın olan köyde yöresel halaylar, Şeker Oğlan gibi oyunlar oynanır.

KÖYLÜÜRÜNÜ


ilçenin batısında yer alan Köylüünürü Köyü, Gümüşkaş, Yücepmar ve Ayvalı köyleri ile komşu olup, Yozgat ve Amasya il sınırındadır. Önceleri Çekerek Irmağı kenarında bir vadide kurulduğu ve daha sonra yılanların istilasına uğraması üzerine bu günkü yerleşim yerine nakledildiği söylenmektedir. 47 km. lik yolu ile ilçenin en uzak köylerindendir. 65 hanesi bulunan köyde, 1962 yılında eğitim ve öğretime başlanan ilkokulda halen 57 öğrenci mevcut olup, okuma yazma oranı % 50'dir. Geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyün sulak arazisi çok az olduğu için mevsimlik işçi olarak diğer illere gidenlerin sayısı çoktur. 1500 dekar kıraç, 100 dekar sulak arazisinde, buğday, arpa, nohut, mercimek yetiştirilmektedir. 1000 küçükbaş, 300 büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Köyde akraba evliliği yaygın olup, çocuklar arasında menenjit hastalığı sıkça görülmektedir.

KURŞUNLU


ilçeye uzaklığı, halk arasındaki deyimle "bir kurşun atımı" mesafede olduğundan, köyün bu ismi aldığı sanılmaktadır. 1850 yıllarında halen Zile'de ikamet eden Hacıbaloğulları, Dülgeroğul-ları ve Alioğulları tarafından kurulduğu söylenmektedir. Bilahare Sivas dolaylarından da köye gelip yerleşenler olmuştur. İlçenin güneyinde yer alan Kurşunlu Köyü Hacılar, Kurupmar ve Süleymaniye köyleri ile komşudur. İlçeye 5 km. mesafededir. 27 hanede köyde okur-yazar oranı % 80'dir. 1981 yılında öğrenime açılan okul 1985 yılında Devlet -Vatandaş işbirliği ile 1 derslikli 1 lojmanlı olarak yeniden inşa edilmiştir. Okulda halen 27 öğrenci öğrenime devam etmektedir. ilköğretimden sonra tahsile devam edip Devlet dairelerinde çalışan pek çok kişi vardır.1960 dekar sulu, 700 dekar kıraç arazide, şeker pancarı, ay çiçeği, buğday, arpa, nohut, mercimek gibi yöre ürünleri yetiştirilmektedir. 245 küçükbaş, 94 büyükbaş hayvan bulunan köyde arıcılık az da olsa yapılmaktadır. Köyün, okulu, elektriği, otomatik telefonu mevcut olup, içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Düğün ve bayramlarda güreş karşılaşmaları yapılmakta ilkbaharda, hıdırellez şenlikleri "Hıdır Dede" denilen ziyaret ve piknik alanında coşku ile kutlanmaktadır. Köy merkezinde tarihi bir metruk bulunmaktadır. Bu tarihi yapının ne zaman hangi amaçla kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.

KURUÇAY


Suyu olmayan bir dere yatağının her iki tarafında kurulmuş olan Kuruçay Köyünün adını bu dereden aldığı ve ilk yerleşenlerin de Ozanlar ailesi olduğu söylenmektedir. Yerleşim yeri dağlık ve ormanlıktır. Yerleşime elverişli olmayan köyde her yağmurdan sonra sel felaketi olmakta ve derenin her iki yamaçlarındaki evlerin birbiriyle irtibatı sel sonuna kadar kesilmektedir. Köy mezarlığının bir bölümü de sel tarafından götürülmüştür. 130 haneden ibarettir , ilçeye uzaklığı 35 km. olan köyün yolunun bir bölümünün kumlanmamış olması ve zaman zaman da sel tarafından tahrip edilmesi nedeniyle ulaşım bahar ve kış mevsiminde zorlukla yapılmaktadır. İlkokulu devlet tarafından 1967 yılında yapılmıştır. 2 dersliği ve 2 lojmanı bulunan okulda okuyan öğrenci sayısı 130'dur. Okur-yazar oranı % 50 olan köyde ilkokuldan sonra eğitim-öğretime devam edilmemektedir. Köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Tamamı kıraç olan arazide buğday, arpa, fiğ ve mercimek yetiştirilmektedir. Sağlıkevi bulunmayan köyde, tedavide ilkel yöntemlere başvurulmaktadır. Köyün elektriği, otomatik telefonu mevcut olup, içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Okuldan başka devlet kuruluşu yoktur. Köyde kız kaçırma olayı çok yaygındır. Birden fazla evliliğe ve kan davasına rastlanmaz. Üçpeşli, iç saya, dış saya, önlük, bel bağı, saç bağı, fes, elmalı kadınların kıyafetlerindendir. Halen el tezgahlan ile dokumacılık yapılmaktadır.

KURUPINAR


İlçenin güney batısında yer alan Kurupınar Köyü, önce Örenler mevkiinde kurulmuş olmasına rağmen, içme suyu yetersizliğinden şimdiki yere nakledilmiştir. Savcı Köyü, Osmanpmarı, Fatih, Kurşunlu ye Hacılar köyleri ile komşudur. İlk yerleşenlerin Emiroğulları ve Çobanlar aileleri olduğu söylenmektedir. İlçeye 6 km. mesafede olan köyün ulaşımında kış mevsiminde zorluk çekilmektedir. 89 haneden ibaret olan köyde, 1946 yılından beri eğitim ve öğretimin devam ettiği köye, 1983 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile lojmansız 5 derslikli bir okul yapılmıştır. 87 öğrenci mevcuttur. Okur-yazar oranı % 96 olup prta öğretime devam eden öğrenci sayısı çok azdır. Suzi mahlasıyla tasavvuf! şiirler yazan Ali Özkan Kurupınar Köyü halkındandır. 4000 dekarı sulu, 5000 dekarı kıraç olan arazide; ayçiçeği, şeker pancarı, mercimek, nohut ve tahıl yetiştirilmektedir. 310 büyükbaş, 446 küçükbaş hayvan mevcuttur ve azda olsa arıcılık yapanlara rastlanılmaktadır. Halk arasında karın ağrısının tedavisinde odun külünün suyunu içenlere rastlanılır. Köyün orta yerinde bulunan oldukça yaşlı kavak ağaçları evliya ve Kırklar diye bilinen mevkii halk arasında kutsal sayılmaktadır. Rivayete göre kırklar mevkiinden geçen gelin buradaki kavak ağaçlarının Tanrıya secde ettiklerini görür. Bunun doğruluğunu köylülere ispatlamak için de baş örtüsünü yerde yatan ağaçlardan birinin en uç dalına bağlar. Köye gittiğinde gördüğü bu olayı anlatır. Köy halkından bazı kişiler buraya gelip gelinin baş örtüsünü, ayağa kalkan kavaklardan birinin tepesinde görünce bu yer ve ağaçların kutsallığına inanırlar. Bugün bu rivayete inan köy halkı bahar aylarında yağmur duası için kırklar denilen mevkiye gelerek kurbanlar keserler.


KUZALAN

İlçenin kuzey batısında bulunan Kuzualan Köyü; Karacaören, Büyükkozluca ve Küçükkozluca köyleri ile komşu olup, Amasya İl sınırındadır. 1900 yılında köye ilk yerleşen ailelerin Göğhıdırlar, Sakalıoğulları ve Karabaşoğulları olduğu söylenmektedir. Bu aileler ilk defa köyün kuzey tarafındaki güneş görmeyen bir mevkiiye yerleşmişlerdir. Güneş görmeyen yere halk arasında "Kuz" denilmesinden dolayı buraya güneş görmeyen alan anlamında "Kuzualan" denildiği ve köyün adınında buradan geldiği sanılmaktadır. Ormanlık bir alanda bulunan köyün ilçeye uzaklığı 31 km. rakımı 900 m.dir. Yolu bozuk olan köyde ulaşım kış ve bahar aylarında güçlükle yapılmaktadır. Akçaağaç isimli bir mezrası vardır. 1938 yılında meydana gelen deprem köyde büyük hasar yapmıştır. 110 haneden ibaret olan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyde tarım kısmen modern usullerle yapılmakta olup, halen ilkel usullerden karasaban da kullanılmaktadır. Arazinin tamamı kıraç ve meyilli olan köyde verim düşüktür. Bu nedenle kentlere göç görülmektedir. Bu kıraç arazide arpa,buğday, fiğ, nohut ve mercimek yetiştirilmektedir. Meraya bağlı hayvancılığın yapıldığı köyde 250 büyükbaş, 150 küçükbaş hayvan mevcuttur. 1960 yılında Devlet- Vatandaş işbirliği ile yapılan bir ilkokul mevcut olup, 120 öğrencisi vardır. Köyün okuma-yazma oranı açılan kurslarla % 60 civarına çıkarılmıştır. Tedavi için ilçeye gidilen Kuzualan'da nüfus planlaması yok denecek kadar azdır. Yeni yapılan evlere uğur getirmesi için nazar boncuğu veya hayvan boynuzu asılır. Kadınlar, üçpeşli iç saya, dış saya, önlük, fes, elmalı gibi yöresel kıyafetler giyerler. Boncuktan yapılan süsler ve saça bağlanan saç bağı, köy kadınları tarafından örülür ve takılır. Köyün ilçe ve çevre köylere uzaklığı nedeniyle doğa üstü inançlara rastlanılır. Özellikle çobanlarda görülen bir inanışa göre, sancılanan hayvanın üzerinden üçkez şapka geçirildiğinde hayvanın iyi olacağına, vücudu su toplarsa manda dışkısıyla yıkanarak tedavi olacağına inanılır. Ancak bu tür olaylara herkes itibar etmez. Geleneklere göre gelin mutlaka ata bindirilerek götürülür. Birden çok evliliğe ve kan davasına rastlanılmaz.

KÜÇÜKAKÖZ

İlçenin batısında bulunan Küçükaköz Köyü, Yaraş Köyü Alihoca Köyü, Şeyhköy, Büyükaköz Köyleri ve Ciğerbağı Mezrası ile komşudur. Kuzeyinde Çekerek Irmağı bulunan köyün ilçeye uzaklığı 35 km. olup bu yolun 22 km.si asfalttır, ulaşım minübüslerle sağlanmaktadır. Köye ilk yerleşenlerin Küpelilerden Molla İsmail, Kamberlerden Kamberoğlu ve Hasan Efendiler olduğu söylenmektedir. Dar ve küçük bir vadide kurulması nedeniyle köye Küçükaköz dendiği sanılmaktadır. 30 haneden ibaret olan, arazinin verimli olmaması nedeniyle yoğun bir göç olayına rastlanılmaktadır. Killi ve kumlu toprağa sahip olan köyün 3000 dekar kıraç 200 dekarı sulanabilir arazisi vardır, 8 traktör bulunan köyde buğday, arpa, nohut, fasulye ve mercimek üretilmekte ve Çekerek ırmağı kıyısında ihtiyaca yetecek kadar sebze yetiştirilmektedir. 250 büyükbaş, 100 küçükbaş hayvan mevcuttur. 1960 yılında geçici bir binada başlayan eğitim ve öğretime, 1967 yılında köylüler tarafından yapılan ahşap bir ilkokulda devam edilmektedir. Öğrenci sayısı 15 olan köyde, ilköğretimden sonra öğrenime devam edenler vardır. Okuma-yazma oranı % 80'dir. Nüfus planlamasına uyulmaktadır. Hastalık halinde tıbbi yöntemlere başvurulur, sağlık sorunları ilçede çözümlenmektedir. Akraba ilişkileri iyi olan köyde, akraba evliliğine sıkça rastlanmakta olup, kız kaçırma olayına ve başlık parasına rastlanmaz. Kız evinin yüzük takmaması, az da olsa süt parasının (kız anasına verilir) alınması adettendir. Baykuşun ötmesi uğursuzluğa ve pelit ağaçlarının meyvelerinin (Kozak) çok olması kışın sert geçeceğine işaret sayılır. Köy yakınlarında bulunan Hacı Boz Köprüsü, Çekerek ırmağının geldiği istikamete doğru gidijdiğinde kanyon özelliği taşıyan vadi, görülmeye değer. Irmak yatağının kenarındaki yalçın kayalar, üzerindeki kale kalıntıları ve karşı yamaçtaki tümülüs incelemeye değer yerlerdir. Köyde iki Kıbrıs gazisi bulunmaktadır.

KÜÇÜK KARAYÜN

Köyün, ne zaman kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. İlçeye olan uzaklığı 17 km. olan ve Zile-Çekerek yolundan 3 km. içeride bulunan Küçükkarayün Köyü, Üçköy, Yeşilce, Savcı, Büyükarayün ve Yenidağiçi köyleri ile komşudur. Köyün Ankara asfaltı kenarında Üçevler denilen bir mezrası vardır. 30 haneden 18 hanesi anayol güzergahında-ki Üçevler de bulunur. Köy ve mezrada toplam 200 kişi yaşamaktadır. Okur-yazar oranı % 95'dir. Köye 1974 yılında yapılan okul, öğrenci yetersizliği dolayısıyla kapatılmıştır. Mezrada bulunan ve Devlet-Vatandaş işbirliği ile 1986 yılında inşa edilen 2derslikli 1 lojmanlı okulda halen 14 öğrenci öğrenim görmektedir. Tamamı kıraç 1500 dekar arazide; arpa, buğday, nohut, mercimek gibi ürünler yetiştirilmektedir. 125 büyükbaş, 150 küçükbaş hayvan mevcuttur ve arıcılık azda olsa yapılmaktadır. Gelir kaynaklarının yetersizliği nedeniyle köyden kentlere göç görülmektedir. Okulu, telefonu, elektriği mevcut olan köyün içme suyu ihtiyacı umumi çeşmelerde temin edilmektedir. Sağlık sorunları genellikle ilçede çözümlenir. 18. Yüzyılda yaşamış köy halkından Aşık İBRAHİM'in bir cönkü* köyde bulunmaktadır. Yağmur duasına çıkıldığında çoban ve bekçiler ellerindeki sopayı gördükleri bir s birikintisinde fırlatırlar. Eğer sopa suya düşer ıslanırsa yağmur yağacağına inanılır. Köyde çocuk ölümlerine sıkça rastlanmaktadır. Hamile köy kadınları yeni doğacak çocukları ölmemesi için çevredeki yatır ve evliyalara giderek dua ederler ve doğan çocuklarına b ziyaretlerinden dolayı "Satılmış" ismini koyarlar.

KÜÇÜK KOZLUCA


idari yönden önceleri İğdir nahiyesine bağlı olan köy, ilçenin kuzeybatısında-dır. Yörede, dışındaki yeşil kabukları ayrılmayan cevize "Koz" denildiğinden ve burada ceviz ağacının bol olmasından dolayı köye bu ismin verildiği sanılmaktadır. Ne zaman kurulduğu bilinmeyen köye ilk yerleşen Rızvanoğlu ailesi olduğu söylenmektedir. Kuzalan, Karakaya, Sofular ve Büyükkozluca köyleri ile komşudur. İlçeye olan uzaklığı 30 km. dir. 25 haneden ibaret olan köyde, eğitim-öğretime 1974 yılında köy halkı tarafından yapılan geçici bir binada devam etmekte olup, halen 19 öğrenci öğrenim görmektedir. Okur-yazar oranı % 60 dır. 1100 dekar kıraç araziye sahip olan köyde arpa, buğday, fiğ, nohut, mercimek gibi ürünler yetiştirilmektedir. 100 büyükbaş, 200 küçükbaş hayvan mevcuttur. Okulu, otomatik telefonu, elektriği vardır, içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Sağlıksız olan içme suyundan kaynaklandığı sanılan "Guatr" hastalığı yaygındır. Çevrede kurt, yaban domuzu, tavşan, keklik gibi av hayvanları bolca bulunmaktadır. Köy düğünlerinde yastık kaçırma adeti yanısıra, horoz dövüşü ve güreş yaygındır. Halk arasında salı ve cuma günleri iş yapmanın günah olacağına, yılan, tilki ve kurt gibi hayvanların uğursuzluğuna inanılır.

KÜÇÜKÖZLÜ


Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen köyün ilk kurucusunun isa isminde bir kişi olduğu rivayet edilmektedir. Bu yüzden köyün ilk adı İsayı Sağır'dır. İsa Köyü diye de anılan köyün adı sonradan Küçüközlü Köyü olarak değiştirilmiştir. İlçenin güneyinde yer alan Küçüközlü Köyü, Alıçözü, Çiçekpmarı, Üçkaya ve Yalınyazı Kasabası ile komşudur. İlçeye 35 km. mesafededir. 120 haneden ibaret olan köyde, 1939 yılında geçici bir binada başlayan eğitim hizmetleri, 1969 yılında Devlet tarafından yapılan yeni binaya nakledilmiştir. Halen 80 öğrenci öğrenim görmektedir. Okur-yazar oranı % 90 olan köyde yüksek tahsil yapan 30'dan fazla kişi vardır. 300 dekarı kıraç, 2000 dekarı sulanabilir arazide; buğday, arpa, baklagiller ile sanayi bitkileri yetiştirilmektedir. 500 küçükbaş, 400 büyükbaş hayvan bulunan köyde modern usullerle arıcılık yapan aileler de mevcuttur. Camii, okulu, telefonu ve Sağlık evi bulunan köyde sağlık sorunları ilçede çözümlenmektedir. Halk arasında geceleyin evden hayvan yiyecek ürünleri çıkarılırsa, bereketin kayıp olacağına; iki kadın arasından geçen şahsın evlenemeyeceğine; kapı eşiğine oturan şahsın ekonomik sıkıntıya düşeceğine inanılır. Ulaşımı taksi ve minübüs ile yapılan köyde günlük gazetelerin sürekli okunduğu ve gençler arasında futbolun sevildiği görülmektedir